Sağlıklı çevre, sağlıklı yaşam istiyoruz

Türkiye Kent Konseyleri Platformu’ndan yerel yönetimlere çağrı

Türkiye Kent Konseyleri Platformu Ege ve Güney Marmara Çevre Komisyonu, yazılı bir basın açıklamasıyla yerel yönetimlere seslendi. Bildiride, “Çevre ve yaşam sorunlarının belirlenmesi, konuyla ilgili bilgi ve mücadele yönetimi, deneyimlerin paylaşımı ve çözüm yolları üretmek, çeşitli çalışmalar yapmak ve dayanışmak amacıyla kurulan Türkiye Kent Konseyleri Platformu Ege ve Güney Marmara Çevre Komisyonu olarak; 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak seçimlerde yönetime aday olanlara çağrımızdır “denildi.

 

 

Türkiye Kent Konseyleri ortak açıklaması şöyle:

“Doğa, yaşam ve kamu alanlarına karşı yürütülen politikalar ile, yaşam alanlarımızın daraldığı, ekolojik dengenin alt üst olduğu, ülkemiz genelinde olduğu gibi, bölgemiz özelinde de ormanlar, meralar, mutlak korunması gereken arkeolojik ve doğal sit alanları, denizler ve kıyı alanlarımızın yapılaşma ve yağmaya açıldığı, hava, su ve toprağımızın her geçen gün daha çok kirlendiği bir süreçten geçiyoruz.

 

Kentlerimizin planlanması bütüncül bir anlayışla ele alınmalı; altyapı, sosyal ve kültürel alanlar, yeşil alanlar ile birlikte bütünleşmiş bir kentleşme süreci yürütülmelidir,  Kentsel alt yapı (içme suyu, kanalizasyon, atık – çöp, ulaşım, yeşil alan) yatırımları kentleşmeden ayrı değerlendirilmemeli, sağlıklı ve güvenilir suya erişim, kentlerde üretilen atıklara yönelik gerekli arıtma teknolojileri yatırımları birincil öncelik olmalıdır,  Isınma ve ulaşım amaçlı yakıt kullanımında temiz yakıt kullanımı sağlanmalıdır.  Ulaşım planlamasında toplu taşıma, bisiklet kullanımı ve yaya ulaşımını destekleyecek çözümler üretilmelidir.  Kent planlaması ve yönetiminde iklim değişikliği, karbon emisyonları, enerji yönetimi, temiz enerji kullanımı süreçleri göz önüne alınmalı ve yatırımlar bu doğrultuda planlanmalıdır.  Enerji yönetiminde; öncelikle enerji ihtiyacı belirlenmeli, planlamalarda enerji tasarrufu özendirilmeli, temiz enerji öncelikli olmalı, enerji kooperatifleri desteklenmelidir. Kent planlamalarında, Kent kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi, sosyal ve kültürel değerlere sahip çıkılarak; kamu yararı ve önceliğinin gözetilmesi öncelikli politikalar uygulanmalıdır.  Kentlerimizdeki doğal ve arkeolojik mirasların kentin değerleri olarak ele alınıp, korunması ve sonraki nesillere aktarımı sağlanmalıdır.  Doğal Sit alanlarının yaşamsal öneminin farkında olarak, bu alanların korunmasını engelleyecek, bu alanları yapılaşma ve diğer faaliyetlere açacak uygulamalara karşı durulmalıdır.  Kent ve kırsalda enerji, madencilik, sanayi ve diğer yatırımlarda kamu yararını gözeten, çevre ve halk sağlığını koruyan; çevresel etkilerinin bölgesel olarak değerlendirildiği ve bölge halkının görüşlerinin alındığı politikalar yürütülmelidir.

Ormanlar, meralar, tarım alanları ve sit alanlarının zarar göreceği projelere ilişkin mücadelelerde halkla yan yana durabilmelidir.  Doğal sit alanları, ormanlar, meralar, tarım alanları, su kaynakları, sulak alanlar, denizler ve kıyılarımızı kirletecek atıklar ile diğer faaliyetlere ilişkin önlemler almalıdır. Bölgemizde deniz kirliliğine yol açan faaliyetler ve atıkların önlenmesine ilişkin çalışmalar yürütmeli, mavi kart uygulamaları ve altyapı çalışmaları desteklenmelidir.  Kent ve çevre suçlarına karşı yürütülen hukuki mücadele ve eylem süreçlerinde yönetenler, halkla birlikte mücadelenin içerisinde etkin yer almalıdır. Kentin yönetiminde halkın yönetime katılımının en önemli araçlarından birisi olan Kent Konseyleri örgütlenmesini desteklemeli, Mahalle Meclisleri örgütlenmeleri oluşturularak, yerelin sözünün yönetimin etkin bir parçası olmasını sağlamalıdır. Tarımsal faaliyetler desteklenmeli, yerli tohum kullanımını teşvik edecek tohum merkezi kurularak, tohum takası uygulamaları ile yerli üretici desteklenmelidir.  Yerel yönetimler bünyesinde planlama ve uygulama süreçlerini yönetecek çevre müdürlükleri kurulmalı, çevre mühendisleri ve ilgili diğer teknik personel yetkinliği ve sayısı artırılmalıdır.  İnsan odaklı politikaların yerine tüm varlıkların haklarını savunmalı, doğanın sahibi değil, parçası olduğunu kabul etmelidir.

Çevre ve yaşam sorunlarının belirlenmesi, konuyla ilgili bilginin yönetimi, deneyimlerin paylaşımı ve çözüm yolları üretmek, çeşitli çalışmalar yapmak ve dayanışmak amacıyla kurulan Türkiye Kent Konseyleri Platformu Ege ve Güney Marmara Çevre Komisyonu olarak; kentlerimizin yönetiminde yukarıda belirttiğimiz çağrının takipçisi olacağımızı, örgütlü ve kararlı bir mücadele anlayışı içerisinde Doğamıza, kentlerimize ve yaşamımıza karşı işlenecek suçlar karşısında her zaman mücadele içinde olacağımızı bildiririz.”