Görmek, bilmek, anlamak…(Listeyi uzatabilirim!)

Gelen iletilerde yoğun bir şekilde daha neler olacak, bundan sonra ne olacak diye soranlar var! Zor bir soru! Çünkü bu konuda “bana sormayın bilmiyorum!” diyenler var! “Yönetime sormayın onlar hiçbir şey görmek, bilmek, duymak istemiyorlar!” diyenler çok. Kim biliyor diye üsteleyince de;Yılların tecrübesi, yazılan başarı destanı, şaha kaldırılan ülke”  deyip kestirip atanlar ise çok çok…

Aslında bilmediklerinden mi? Asla!  İşlerine öyle geldiğinden mi? Evet! Ancak susmak zaman zaman işe yarasa da uzun sürede insanı yormaz mı? Ya da ülke yönetiminde, kilit mevkilerde olanların itibarına gölge düşürmez mi? Yorumsuz…

Olup bitene şaşkınlıkla, üzüntüyle, bakarken! Nasıl bir ülke haline geldiğimize hayıflanırken! Neyi kollayıp kollamamız gerektiğini, nelerden ödün vermeyeceğimizi iyi bilirken! Ödün verirsek başımıza daha neler geleceğini (getirileceğini mi demeliydim?) iyice anlamışken! Olup bitenden anlam mı çıkarmalı, daha neler olacak diye bahse mi tutuşmalı? Bilemedim!  Bildiğim o ki tarihimizin olumlu ve onurlu sayfalarında daha sık dolaşmalıyız…

Tam burada şahane bir ipucuna ne dersiniz?

Büyük Atatürk’ün ayak izlerinde dolaşırken; Önümüze farklı ittifaklar, pek çok cephede yaşanan muharebeler, iç ve dış çatışmalar, zorlu koşullarda kazanılan ve kaybedilen savaşlar, yapılan- bozulan anlaşmalar çıkar…

Bitmedi. Saymakla biter mi? Yine hilafet- saltanat- padişah üçlüsü, saltanatın yıkılması, hilafetin kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, devrimler, sanayi atılımları, eğitim seferberliği, kadın-erkek eşitliği gibi birkaç ömre sığdırılacak başarılar çıkar.

Anadolu çıkar, Balkanlar çıkar, Selanik çıkar. Kadın- erkek eşitliği, çağdaşlık, laiklik, çevre duyarlılığı, çocuk, hayvan sevgisi, tango, Türk müziği, tiyatro- opera çıkar. Özetle savaştan savaşa koşarken 57 yıllık hayata sığdırılan gerçek bir destan çıkar.

Tenis maçı izleyen, yüzdükten sonra sahilde kumda oturup denizi seyreden, kürek çeken, ata binen, konser izleyen, tiyatroya giden, dans eden, tango yapan, heykel inceleyen, salıncakta çocuk gibi sallanan bir lider çıkar.

O koşullarda son derece şık ve uyumlu giyinen, köpeği olan, sokakta çocuklarla, okullarda gençlerle, cephede askerle, komutanla, tarlada köylülerle, sofrasında şairlerle, yazarlarla, fuayede sanatçılarla bir araya gelip sohbet eden bir önder çıkar.

Özetin özeti derseniz!  İnsan olmak, lider olmak, önder ve öncü olmak çıkar. Nokta…

O halde şunu iyi görmek, sıkı bellemek, unutmamak ve ezber etmek gerekir! Ulusal bütünlüğün yolu, siyasi istikrarın yolu bu ayak izlerinden ayrılmamaktan geçer. O güçlü liderin yaptıklarını izlemekten geçer. Geçmişten ders alarak ilerlemekten geçer. Ve bu liste böyle uzar gider…

Gelelim merak edilenlere! Siyasi anlamda ve siyasi alanda gençleri, kadınları anlamak ve yakalamak için ne gibi adımlar atılıyor? Doğrusu merak ediyoruz!

Aramakla bulmak arasında gidip gelenler acil sorunlarla ilgili, görünürlüğe yönelik, elle tutulur hangi projeleri yapıyor? Doğrusu yaman meraklanıyoruz!

Yaşamı neresinden kavradığımıza bağlı olsa da kabul edilmesi gereken acı gerçekler için, freni boşalan, raydan çıkan, krizle çırpınan ekonomi için, önüne geleni devirip dökerek ilerleyen zamlar için, işsizliğe bağlı olarak ailelerde yaşanan şiddet için ne gibi önlemler alınıyor? Merak ediyoruz!

Kaşla göz arasında yepyeni konulara kitlenmek, başka konulara dalmak, esas meseleden uzaklaşmak, hatırı sayılır olandan vaz geçtim en hafif eleştirilere bile toplu halde karşı çıkmak günümüzde artık olağan sayılıyor maalesef…

Öneri notu: Bu arada ilginç bir haber okudum!  MEB TÜGVA seferberliğiyle yapılan protokol gereği okullarda “Medeniyet ve Değerler Kulübü” kurulacak ve biri kadın iki öğretmen danışman olarak görevlendirilecekmiş. Her kademede yıllardır eğitim veren biri olarak bu nemenem şeydir anlayamadım! Anlatsalar ve anlasam bu derse girmeye ve dilimin döndüğünce “medeniyet nedir, değerler kimdir?” konusunu anlatmaya talibim. Alenen duyurulur…

Ne diyor Nelson Mandela? “Ben kaybetmem, ya kazanırım, ya da öğrenirim!” ne güzel söz. Kaybetmemek, kazanmak, öğrenmek ya da öğretmek…