Doktora Payeleri…

Bayrağa sarılı şehit cenazelerin ardı arkası kesilmiyor. Üstüne üstlük başbakan ve belediye başkanları şehitliği özendiren konuşmalar yapıyor.

Uludağ Üniversitesi Tayyip beye Uluslararası İlişkiler alanında fahri doktora verdi. Dış politikada yakalanan başarılara bakınca çok yerinde ve doğru bir karar doğrusu…

Şimdi sırayla gidelim.

Bağdat yönetimine bakalım. Suriye politikasına bakalım. İran’la ilişkilerimize bakalım. ABD, İngiltere ve Fransa’nın Başika olayındaki tutumuna bakalım. IŞİD, PYD, El kaide, EL Nusra saflarına bakmayalım!

İç siyasetteki başarımız zaten su götürmez!

Yanmış, yıkılmış binalar, harap olmuş kentler, birbirini izleyen ve ardı arkası kesilmeyen şehit haberleri, kazılan hendekler, barikatlar, ekmek almak için dahi evinden çıkamayanlar, hastasına ilaç alamayanlar, evini terk edenler, iflas eden esnaf, çöken bölge ekonomisi.

En küçüğü 35 günlük, en büyüğü 18 yaşında 44 çocuğun öldüğü, 52 çocuğun yaralandığı bir süreç. Çatışmada, atılan bombalarla, evinin önünde oynarken, sokakta koşarken ve hastaneye götürülemediği için ölen çocuklar. Tüm bunlar için işin uzmanları yanlış adımların, siyasi hesapların, “ya kaos ya istikrar” söyleminin sonucu diyor.

Yıllarca analar ağlamasın denildi. Artık anaların, babaların, kardeşlerin, eşlerin, yetim kalan çocukların feryadı dinmiyor.

21 yıldır; “Bedelini ağır ödeyecekler, kanları yerde kalmayacak, panik içinde kaçıyorlar, mücadelemiz kararlılıkla sürecek” deniliyor. Bayrağa sarılı şehit cenazelerin ardı arkası kesilmiyor. Üstüne üstlük başbakan ve belediye başkanları şehitliği özendiren konuşmalar yapıyor.

İç ve dış diplomasi ve ulusal ve uluslararası ilişkiler zor iştir. Ben yaptım oldu demekle olmaz. Bilgi, birikim, donanım, eğitim, deneyim ister. Öyle gazete basanları üçlü kararnameyle bakan yardımcısı olarak görevlendirmeye benzemez! Elin sopalı adamlarını etkili ve yetkili pozisyonlara taşıyarak bazılarına mesaj vermeye hiç gelmez!

Musul’dan usulca sessiz ve derinden çekileceksiniz. Yerli ve yabancı basın ordusunun önüne çıkıp; Önceleri yüksek perdeden “asla çekilmeyiz”. Daha sonra hafif bir sesle “çekilebiliriz” En sonunda da “çekilerek gücümüzü tüm dünyaya gösterdik, kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkmasın” diyeceksiniz.

Bu iş efelenmeyle, ayar çekmekle, meydan okumayla olmuyor. İktidarın oy hesaplarının bedelini halk ödüyor

Ayrıca ne eloğlu ne de Esat git deyince gitmiyor…

 

Bir cevap yazın