ONU ÇOK ÖZLÜYORUZ

Zeki Arıkan

 

Ahmet Yorulmaz’ı yitireli iki yıl oldu. Zaman hızla akıyor. Daha dün aramızdaydı gibi geliyor. Oysa o bizden çok uzaklarda. ”Ne çare ki, ölüm sınırları aşan yolculardan hiçbirinin geri gelmediği o bilinmez ülke”de kim bilir ne rüyalar görüyor. Bilmiyoruz.

Yorulmaz’ı özlüyor ve yokluğunu duyumsuyoruz. Yalnız bir değil elbet. Ayvalık, denizi, limanı, dalyanı. Cunda Adası, insanları evleri, sokakları, fabrikaları ile her yer onun hasretini çekiyor. Türk edebiyatına gönül vermiş insanlarımız da onu anıyor ve düşünüyor.

Ahmet Yorulmaz, Ayvalık’a gönül vermiş bir aydındı. Ondan hiç kopmadı. Onunla birlikte yaşadı, onu yazdı, onu anlattı. Onunla bütünleşti. Ayvalık’ı edebiyatımıza, tarihimize, kültürümğze, mutfağımıza o soktu. Kısacası, Ayvalık onunla bir anlam kazandı. Bu anlam o kadar güçlüdür ki Yorulmaz’ın adını sonsuzluğa kadar yaşatmaya yetecektir. Cumhuriyetle birlikte Ayvalık’ta yepyeni bir yaşam başlıyordu. Eski Osmanlı vilayeti Girit’in, Midilli’nin insanları hep buraya göçüyordu. Bu değişimin, bu yeni yüzlerin, bu yeni değerlerin fotoğrafını o çekti. Bu yeni insanı aşklarıyla, özlemleriyle, sıkıntılarıyla o bize tanıttı. Evet uzak diyarlardan yakın Ayvalık’ta, Cunda’da yaşama  savaşı veren ve buraya uyum sağlamaya çalışan, yaşama tutunmaya çalışan o güzelim insanları biz hep onun kaleminden ve onun satırlarından öğrendik.

Ayvalık’ın tarihini de o yazdı. Ayvalık tarihini sürekli yeniledi, her seferinde yeni belgeler ekledi, eserini zenginleştirdi. ”Komşu”nun dilini çok iyi biliyordu. Bundan ötürü Grakçe’den dilimize pek çok çeviri yaptı. Bu çeviriler iki ülke arasında sağlam bir köprü oluşturmaktadır.

En son yazdığı ve imzasını güçlükle atarak gönderdiği o değerli ”Bizim Zeytinyağlı Ayvalık Yemeklerimiz”de ”zeytinyağı, ölümsüz ağacın insanoğluna en büyük armağanıdır”. Evet Ayvalık’ın zeytinyağını da o yazdı.

Rahat uyu aziz dost.

 

Bir cevap yazın