Satın Efendiler Satın

Ülkemiz öylesine zorlu, karmaşık, yüz kızartıcı olaylara karşı karşıya ki, bugünlerde okuyacak, yazacak, konuşacak, paylaşacak çok şey var. En çok da olup biteni anlamaya gereksinim var. Tam da bunları düşünürken Alfred Döblin’in şu sözüne rastladım: “Özgür düşünceye engel olamazsınız. O kuş gibidir, her yere uçar”.

Şimdi bu sözden hareketle, o her yere uçan kuşu yakalamaya çalışalım!

3 Eylül 1870 tarihinde, Cumhuriyet’in ilanından 53 yıl önce, Ziya Paşa Cenevre’de yayınlanan Hürriyet Gazetesi’nde şunları yazmış: “Cumhuriyet’te padişah, imparator, sadrazam falan yoktur. Ülkenin padişahı da, imparatoru da, kralı da hep halktır. Mahkemeler özgür ve bağımsızdır. Diktatörlük rejimlerinde ise iş başındakiler istediklerini cennete yollarlar, istemediklerini cehenneme”. Önce masaları, sonra kasaları, sonra da ayakkabı kutularını ele geçiren, yolsuzlukların üstüne gitmek yerine, onları ortaya çıkaranların üstüne gitmeyi seçen bu kişileri ne de güzel tanımlamış Ziya Paşa…

Savcılara, “sizinle görülecek hesabımız var” diyen bir başbakanın ülkesinde, mahkemeler özgür ve bağımsız, yargı tarafsız, yargıçlar, savcılar güvencede olabilir mi? Yanıt verirken tereddüt ediyorsanız, başbakan yardımcısı Ali Babacan’ı dinleyin: “İtibarımızı sarsmak isteyen ne kadar kişi varsa hepsini bertaraf ettik”. Genç bakan daha ne desin?

Bundan 144 yıl önce bugünleri gören Ziya Paşa, bir şiirinde de şöyle demiş:

“Diyar-ı küfrü gezdim, beldeler, kâşaneler gördüm.
Dolaştım mülk- İslam’ı, bütün viraneler gördüm”

Ziya Paşa’dan sonra, bir de Mehmet Emin Yurdakul’a kulak verelim;

“Ne vakte dek bu acıklı sefalet
Bu karanlık, bu inilti, bu kaygı?
Ne vakte dek bu uğursuz cehalet,
Bu taassup, bu görenek, bu uyku”

Ziya Paşa ve Mehmet Emin’den söz edip, Tevfik Fikret’i anmamak olmaz. Fikret’in ünlü “Han-ı Yağma” adlı şiirini, geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz Sait Maden günümüze uyarlamış.

“Satın efendiler satın, bütün memleket sizin,
Haraç mezat satın hemen, gerekmiyor izin mizin”

Ülkemizin gerçeklerini yansıtan, geçmişi öğreten, bugünü anlatan, geleceği öngören, sorunların özüne inen bu dizeleri ve altındaki imzaları iyi ki tanımışız, okumuşuz, anlamışız. Yoksa durum bu denli vahim, hava bu kadar puslu iken, beddua ve dualar havada uçuşurken sakin olmak çok zor olurdu..

Bir cevap yazın