HADİ LAN, SANA MI SORACAĞIM?

Böylesine çirkin bir başlığın, benim dilimden çıkmayacağını, beni az çok tanıyan herkes bilir. Ben cümleyi kuran değil; bu hakarete maruz kalanım. Siz de öyle… Baştan anlatayım…

* * * * *

Dolar neden çıldırdı ve durdurulamıyor biliyor musunuz? Düzeltelim; aslında dolar değil değeri yükselen; Türk Lirası’nın tüm para birimleri karşısında değeri düşüyor. Yani sorun doların ya da euronun değerinin artması değil, Türk Lirası’nın değersizleşmesi.

Ne uluslararası dengelerin, ne Trump’ın seçilmesinin, ne de ekonomik göstergelerin bunda etkisi var. Tek sorun, iç siyasal gelişmeler. Bu gelişmelerin en başında, anayasa değişikliği çalışmaları geliyor.

* * * * *

Halkın yüzde 90’ı olup bitenin farkında değil; herkesin gündemi, soğuk hava, ekonominin yokuş aşağı gidişi ve terör. Oysa, Meclis’te, Türkiye’nin kaderi görüşülüyor ve kimse farkında değil. Nasıl olsun ki; Meclis televizyonu, 80 milyon insanın geleceği görüşülürken, çat diye kapatılıveriyor. Yönetimden hiç kimse, halkı bilgilendirecek bir açıklama yapmıyor. Tek haber kaynağımız, Meclis’teki muhalif milletvekilleri.

* * * * *

Önceki gün, Deniz Baykal, Meclis’te, yaşananları özetleyen bir uyarı konuşması yaptı. Buyurun bazı satır başları…

“Bu değişiklik alelacele hazırlanış sipariş bir projedir. Millet egemenliğinin yerine şahıs hegomanyası geliyor. Bu tekliften Türk halkının haberi yok. Anayasamızın devletimizin en temel dayanaklarıyla oynan milletin haberi olmadan görüşme durumunda kalıyoruz. 80 milyon, kaderi ile ilgili bu vahim tasarı için hiç bilgilendirilmemiştir. Üniversite, baroların, sendikaların, esnaf kuruluşlarının haberi yoktur. Milleti uyarmadan işi olup bittiye getirme çabası vardır.

…Milletin egemenliğini ve Meclis’in üstünlüğü anlayışını temel alan bir asırlık milli siyasi kültürümüzü çökertecek, millet egemenliği yerine şahıs hegemonyasını inşa edecek bu tasarı önümüzde duruyor.

…Meclis TV kapatılmış. Böylesine önemli bir konu konuşulurken kendisine güvenen insanlar milletin göz önünde bu tartışmayı yapmaktan niye kaçınırlar?

…İlk kez Türkiye’de 12 Eylül’den bu yana uzlaşma olmadan bir anayasa değişikliği yapılıyor. Şimdi ilk kez milleti ikiye bölmeye iktidar davetiye çıkarmaktadır. Halbuki Türkiye’nin birliğe ihtiyaç vardır. Sıradan bir değişiklik değil. Anayasanın temellerini, egemenlik anlayışını, birbirleriyle ilişkisini dünyanın hiçbir yerinde olmayacak kadar allak bullak edecek bir proje. Anayasanın temelinde milli egemenlik ve Meclis’in üstünlüğü var. Bu değişiklik bunları ortadan kaldıracaktır. Bu Meclis’in arkasında yüzde 100 ile millet var. Ama şimdi seçim yapacağız. Yüzde 51 ile seçeceğimiz Cumhurbaşkanı bu milletin yüzde 100’ünü temsil edecek. Meclis’i de gerekçesiz feshedebilecek. Cumhurbaşkanı iktidar partisinin de genel başkanı olacak.  Bu yasama ile yürütmeyi iç içe geçirmek demektir. Tüm Türkiye’nin temsilcisi Grup toplantısına, MYK toplantısına katılacak, o partinin çıkarlarını takip edecek, AKP genel başkanı yargıyı, anayasa mahkemesini, HSYK’yı belirleyecek. Bu, parti devletini oluşturmak demektir. Siyaseti devletin temeline sokmak demektir. Esad bile Meclis’i gerekçesiz fesih yetkisine sahip değil.

Kabine kuracak. OHAL kararnamesi çıkaracak. KHK ile anayasayı değiştirecek. Yürütme yetkilerini kullanacak. İstediği bakanlıkları kullanır. Bu kadar büyük yetkiler kullanan birisi denetlenemez. Başbakanı ortadan kaldırıyor. AKP genel başkanı olarak milletvekillerini de yazacak. Bu Anayasa değişikliği geçmezse, Türkiye rahatlar, siz kimliğinizi kazanacaksınız. Dolmabahçe sarayından egemenliği getirdik, şimdi siz Beştepe’deki saraya taşıyorsunuz.”

* * * * *

Bu tarihi konuşma, hepimize ciddi bir uyarıdır. Gündemimizin ilk sırasına Anayasa değişikliğini taşımazsak, geleceğimiz biçimlenirken yok sayılacağız. Yönetimin tavrı, bunu yapma niyetini açık biçimde ortaya koymaktadır: Meclis görüşmelerini izlememize izin verilmiyor; OHAL bahanesiyle referandumun yapılmayacağı açıklanıyor, yani kimse bize fikrimizi sormayacak. Sadece biz değil, seçip Meclis’e gönderdiğimiz vekiller ve yasalar, hatta Anayasa bile yok sayılıyor. Anayasa’nın, değişiklikle ilgili görüşmelerin gizli oyla yapılacağını açık seçik belirtmesine rağmen, AKP’li milletvekillerinin tamamı açık oy kullanıyor. Muhalefetin “suç işliyorsunuz” uyarısına Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın verdiği yanıt, hem bize, hem de vekillerimize verilen değeri net biçimde ortaya koyuyor: “Hadi lan! Suç işliyorum, sana mı soracağım?”

Bu mudur hak ettiğimiz?..